Ana içeriğe atla

Insan Kaynaklari Politikalarinda Kurumsal Yonetimin Onemi


Özet
Yönetim kurullarının tüm üyelerinin bir sistematik içinde süreklilik arz eden ve derinlemesine gerçekleştirilen performans değerlendirme sürecini benimsemelerinin kendi gelişimleri ve yarattıkları artı değer açısından kritik olduğuna dikkati çekmek istiyoruz. Özellikle AB ile uyum sürecinde olan Türkiye’de, yönetim kurulları üzerindeki artan baskı, kurulun oluşumu ve işleyişi süresince gerek üyelerinin seçilmesi, gerek değiştirilmesi gerekse geliştirilmesinde uluslararası standartlarda araç ve yaklaşımların sağladığı imkanlardan faydalanılmasının gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır.

İNSAN KAYNAKLARI POLİTİKALARINDA KURUMSAL YÖNETİMİN ÖNEMİ
AB uyum sürecinin de bir parçası olarak, son birkaç yıldır Türkiye iş piyasalarında “Kurumsal Yönetim”  konusundaki farkındalığın arttığını gözlemlemekteyiz. Bununla birlikte pek çok aile şirketinin girdiği kurumsallaşma çabalarında, bu sürece nereden ve nasıl başlayacaklarını bilememelerinden kaynaklanan pek çok kayıp ve sıkıntının yaşandığı da açıkça görülüyor. Bu noktada hatırlanması gereken en öncelikli konu bizzat “Kurumsal Yönetişim” tanımının  içinde bulunmakta. İngilizcesi “Corporate Governance” olan bu tanımı derinlemesine incelediğimiz kavramın sadece bir kurumu idare ederken benimsenen ilkelere açıklık getirdiğini değil (örneğin adil, açık, şeffaf yönetim gibi…) aynı zamanda kurumun vizyonu doğrultusunda gelecek ile ilgili öngörülerini de içerdiğini görmekteyiz. Bu yüzden “Kurumsal Yönetim” kavramının kurumun ileriye yönelik hedeflerini gerçekleştirmek için çıktığı zorlu yolda takip ettiği yol haritasında benimsediği prensipleri ve değerleri de kapsadığı inancını taşımaktayız. Bugün bu değerler arasında bulunan ve büyük bir hassasiyet ve ciddiyetle ele alınması gerektiğini düşündüğümüz bir konuya değineceğiz: kurumun belki de en önemli varlıklarından birisi olan insan kaynağının doğru ve etkin değerlendirilmesinden ve yönetilmesinden sorumlu olan  “yönetim kurulu üyeleri” ve kurumun insan kaynakları politikalarının oluşturulmasında da rol oynayan bu üyelerin kendilerinin sahip olması gereken profil özellikleri…
20 yıllık bir sürede 14 farklı sektörden 360.000 profesyonel ile gerçekleştirilmiş uluslararası  bir araştırmanın sonuçları profesyonellerin işlerinde yakaladıkları başarının ancak görev ve kişi arasında doğru bir eşleşmenin sağlanması ile mümkün olduğunu göstermekte. Bu anlamda, söz konusu profesyonelin gelişen pazarların talep ettiği becerilere sahip olması ve ayrıca davranışsal eğilimlerinin, liderlik ve yönetim stilinin, motivasyonları ve kariyeri boyunca gelişen mesleki ilgi alanlarının işin gerektirdikleri ile örtüşmesi kritik önem taşımakta. Büyük şirketlerin CEO’ları ve üst düzey yöneticileri ile yapılan diğer bir uluslararası araştırma ise takımın ancak takım üyelerinin başarısı oranında başarılı olduğu yönündeki bulguları ortaya koymakta. Buradan hareketle, ancak kurumun vizyonu, kültürü, görevleri – ki bunların tanımlarının sürekli gelişim gösterdiğini unutmamamız gerekir – ile doğru uyuma sahip takım üyelerinin bir araya gelmesi ile oluşan takımların süreklilik arz eden bir yüksek performansı sergileyebildikleri görülmekte. Araştırma sonuçları yüksek performans gösteren yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve değerlendirilmesinin ne kadar zor ve zahmetli bir süreç olduğunu net olarak göstermekte. Araştırmaya katılan üst düzey yöneticiler ve CEO’ların %81’i “doğru” kurul üyelerini seçmenin, yani görevlerini başarı ile gerçekleştirmeleri için gereken yetkinlik ve motivasyonlara sahip profesyonelleri belirlemenin, gittikçe zorlaştığını dile getirmişlerdir. Katılımcıların %76’sının üyesi bulundukları yönetim kurullarının bireysel değerlendirmeler yapmadığını belirtmişlerdir. Daha da çarpıcı olanı, katılımcıların %40’ının yönetim kurullarının yeni üyelerinin seçiminde profesyonel ve etkin bir süreçten yoksun olduklarını özellikle vurgulamış olmalarıdır. Yine bu araştırma ışığında – ve genellikle varsayılanın ya da mevzuatla uyum gerektirenin aksine – başarılı bir yönetim kurulunun elde ettiği yüksek performansın kurul üyelerinin bağımsız olma özelliklerinin ötesinde görevleri ile ilişkili yetkinliklere sahip olmalarından kaynaklandığı görülmektedir.

Yönetim kurulları ile ilgili yapılan değerlendirmeler, bir yandan yönetim kurulunun toplam yetkinliklerini dikkate alırken bir yandan da kurulu oluşturan her bir direktörün bireysel anlamda yetkinliklerini – kuvvetli yönleri ve gelişim alanlarını – derinlemesine analiz ederek motivasyonlarını ölçmektedir. Araştırmaya katılan üst düzey yönetici ve CEO’ların %90’ı şirketlerinin yönetim kurullarının etkin bir şekilde faaliyet göstermeleri için gerekli görülen niteliklere ve becerilere toplu halde sahip olduklarını belirtmekte. Ancak ağırlıklı olarak gelişmiş ekonomilere sahip ülkelerde yapılmış bu araştırmada bile – yönetim kurulu üyelerinin sahip olması gereken kritik yetkinlikler ışığında – araştırmaya katılan ve üyesi oldukları yönetim kurulunun diğer üyelerini bireysel olarak değerlendirdiklerinde sadece:
  • %73’ü kurul üyelerinin şirketin faaliyet gösterdiği sektörle ilgili gereken derinliğe ve birikime sahip olduklarını ve gelişmeleri takip ettiklerini,
  • %69’u kurul üyelerinin stratejik planlama, finans, analiz ve raporlama konularında yetkin ve deneyim sahibi olduklarını,
  • %61’i kurul üyelerinin belirsizlik ve risk altında çalışma becerilerinin ve değişim yönetimi konusunda yeterli yetkinlik ve deneyimlerinin bulunduğunu,
  • %60’ı kurul üyelerinin genel yönetim (pazarlama, iş geliştirme, yatırımcı ilişkileri...)  konularında yetenek ve deneyim sahibi olduklarını,
  • %58’i kurul üyelerinin ilişki yönetimi, network geliştirme ve devlet ile olan ilişkiler konularında gerekli deneyim ve becerilere sahip olduklarını
  • %44’ü kurul üyelerinin takım oyunu ve liderlik gibi kurumun gelişimi için kritik olabilecek bir yaklaşıma sahip olduklarını,
belirtmektedirler. Burada yönetim kurulu üyelerinin toplam yetkinlik ve deneyiminin, kurulun bütünsel anlamda kurumun stratejik gelişimiyle değerlendirildiğini unutmayalım.

Yönetim kurulu değerlendirmeleri konusunda uluslararası anlamda en iyi uygulamaları incelediğimizde, kurul üyelerinin profesyonel deneyim, teknik bilgi birikimi, bireysel yetkinlikler ve motivasyonlar açısından güçlü yönleri saptandıktan sonra yönetim kurulunun etkin ve sağlıklı işlemesi için en fazla ihtiyaç duyulan faaliyetlerin gerektirdikleri ile direktörlerin bu yönlerinin birebir karşılaştırıldığını görmekteyiz. Eğer yönetim kurulunun ihtiyaçları ve üyelerin yetkinlikleri, dolayısı ile yapabilecekleri arasında belirgin bir fark varsa bu farkın analizinin büyük bir dikkat ve özenle yapılması gerekmekte. Bu tür bir sistematik içinde, bağımsız bir perspektif ile yapılan ve ayrıca 360 derece etki ve algıyı saptamaya yönelik ölçümlemeler ile de desteklenebilecek bir değerlendirme süreci ile, beklenen yüksek performansı sergileyecek yetkinliklere ve motivasyonlara sahip üye profilini belirlemek mümkün olabilmektedir.

Özetle, yönetim kurullarının tüm üyelerinin bir sistematik içinde süreklilik arz eden  ve derinlemesine gerçekleştirilen performans değerlendirme sürecini benimsemelerinin kendi gelişimleri ve yarattıkları artı değer açısından kritik olduğuna dikkati çekmek istiyoruz.   Özellikle AB ile uyum sürecinde olan Türkiye’de, yönetim kurulları üzerindeki artan baskı, kurulun oluşumu ve işleyişi süresince gerek üyelerinin seçilmesi, gerek değiştirilmesi gerekse geliştirilmesinde uluslararası standartlarda araç ve yaklaşımların sağladığı imkanlardan faydalanılmasının gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır.

Ayse Oztuna
TKYD / Mayıs 2006 / Turkish, Türkçe

Profil International
Yönetici Ortak

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

FİNANSAL ANALİZ-3

YATAY ANALİZ En az iki farklı tarihte düzenlenmiş tablolardaki kalemlerin zaman içinde değişip değişmediğini inceler.  Karşılaştırmalı Tablolar Analizi  olarak da bilinir. Dinamik bir analizdir. İlk olarak temel bir yıl alınır ve aşağıdaki formül uygulanır: Yatay Analiz Yüzdesi = [(t 2  - t 1 ) / t 1 ] x 100 t 1 : Baz Yılı (Temel Yıl) t 2 : Bir Sonraki Yıl Örnek : Alınan çeklerle ilgili bilgiler şu şekildedir: 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 Alınan Çekler (TL) 20,000 22,000 24,000 28,000 36,000 42,000 30,000 34,000 Karşılaştırmalı tablolar analizine göre 2010 yılı esas alındığında 2015 ve 2016 yılları için alınan çeklerin % değerleri kaçtır? 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 Alınan Çekler (TL) 20,000 22,000 24,000 28,000 36,000 42,000 30,000 34,000 Yatay Analiz - 10 20 40 80 110 50 70 Formül tabloya uygulandığında 2015 yılı için ...

DENETİM YÖNTEMLERİ

DENETİM YÖNTEMLERİ Denetim yöntemleri, denetim çalışmasının kapsamını, şekil ve içeriğini ve inceleme yönünün belirler. Denetim yöntemi denetim tekniğinden daha geniş kapsamlıdır. Denetim tekniği yöntemin belirlediği kapsam içinde nasıl delil toplanacağını belirler denetim yöntemleri aşağıdaki gibidir. 1- Kapsam Yönünden Denetim Yöntemleri: - Ön denetim yöntemi: Denetçinin işletme faaliyetleri hakkında genel bir kanaat edinmek amacıyla detay işlemlere girmeden yaptığı denetim yöntemidir. - Örnekleme denetim yöntemi: Ana kütleyi oluşturan az sayıda birimin incelenmesi sonucunda ana kütleye ilişkin bir görüş oluşturulmasına örnekleme yöntemi denir. - Aralıksız (sürekli) denetim yöntemi: Kümeyi oluşturan tüm birimlerin tek tek incelenmesi yöntemidir.  2- Şekil ve İçerik Yönünden Denetim Yöntemleri:   - Şekli denetim veya uygunluk denetimi: Her muhasebe kaydının belgeye dayanıp, dayanmadığına bakılır. Şekil açısından belge ve kayıtlar incelenir. - Maddi denetim v...

İç Kontrol Sistemi Nedir?

İç Kontrol Sistemi Nedir? İç kontrol sistemi, işletme organizasyonunda yönetim kurulu, yöneticileri ve çalışanları tarafından yönlendirilen, operasyonların etkinliği ve verimliliği, finansal raporlama sisteminin güvenilirliği, yasal düzenlemelere uygunluk sağlamayı amaçlayan ve bu konuda makul bir güvence sağlamak için tasarlanmış ve iş süreçleri içinde yer almasından ötürü bir sistem olarak nitelendirilen bir kavramdır. İç kontrol sisteminin üç ana amacı ve beş bileşeni vardır: Amaçları: Standart süreçler yardımıyla ve şirketin kaynaklarını optimum seviyede kullanarak operasyonların etkinliğini ve verimliliğini artırmak, Güvenilir finansal raporlama süreci oluşturmak ve Yasal düzenlemelere uyum sağlandığından emin olmaktır. Bileşenleri: Kontrol ortamı: Şirketin yönetim fonksiyonu ile iç kontrol sistemi ve bunun önemine ilişkin şirket ortakları, yönetim kurulu ve yöneticilerin tutum, davranış ve anlayışlarını içerir. Risk değerlendirme: Şirketin belirlediği hedef...